Kur’an neden bu kadar sık “Ey insanlar” der

Kur’an neden sık sık “Ey insanlar” diye hitap eder? Bu yazı, bunun İslam’ın evrenselliğini nasıl yansıttığını ve dinin Arap kültürüne ya da tek bir tarihsel geleneğe indirgenemeyeceğini inceliyor.

Birçok insan “İslam” kelimesini duyduğunda onu otomatik olarak Arap dünyasıyla ilişkilendirir. Kimileri için İslam Orta Doğu’nun dinidir. Kimileri için Arap kültürünün bir parçasıdır. Hatta bazıları iyi bir Müslüman olmanın, 7. yüzyıl Araplarının yaşam tarzına mümkün olduğunca yaklaşmak olduğunu düşünür.

Ancak doğrudan Kur’an’a bakıldığında çok farklı bir tablo ortaya çıkar.

Kur’an’ın özelliklerinden biri, sadece inananlara değil, tüm insanlığa hitap etmesidir. Onun birçok hitap biçimi arasında şu ifade tekrar tekrar geçer:

“Ey insanlar…”

İlk bakışta bu küçük bir ayrıntı gibi görünebilir. Ancak İslam’ın en önemli ilkelerinden biri tam da bu sözlerde gizlidir.

Mesaj bir kavme değil, insanlığa

Kur’an’da elbette şu tür hitaplar da vardır:

“Ey iman edenler…”

Bu ayetler, inancı kabul etmiş kişilere yöneliktir ve belirli talimatlar, kurallar veya hatırlatmalar içerir.

Bunun yanında Kur’an çok sık şekilde şunu da söyler:

“Ey insanlar…”

Bu hitap herhangi bir topluluğun sınırlarını aşar. Araplarla, Müslümanlarla, belirli bir bölgenin sakinleriyle veya belirli bir kültürle sınırlı değildir.

Allah insana, insan olarak hitap eder.

Bu, dinin etrafında yüzyıllar boyunca biriken kültürel ve tarihsel katmanların arasında kolayca gözden kaçabilen önemli bir düşüncedir.

Arapça olması İslam’ı Arap yapmaz

Bazen şu argüman dile getirilir: Kur’an Arapça indirildiğine göre İslam özünde Arap dinidir.

Oysa Kur’an dilin nedenini kendisi açıklar:

“Biz her peygamberi ancak kendi kavminin diliyle gönderdik ki onlara açıklasın” (14:4)

Dil, mesajı aktarmak için bir araçtır. Her peygamber, gönderildiği toplumun diliyle konuşmuştur. Son vahiy başka bir topluma gönderilmiş olsaydı, başka bir dille gönderilirdi.

Buradan, tüm insanların bu mesajı ilk alan toplumun kültürünü benimsemek zorunda olduğu sonucu çıkmaz.

Dil mesajı anlamaya yardımcı olur. Ama mesajın kendisi dile indirgenemez.

İlahi planın bir parçası olarak çeşitlilik

Burada özellikle önemli olan ayet şudur:

“Ey insanlar! Sizi bir erkekle bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanıyasınız diye sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık” (49:13)

Bu ayet sıkça alıntılanır ama anlamı her zaman derinlemesine düşünülmez.

Allah şöyle demiyor:

“Sizi farklı yarattık ki aynı olasınız.”

Şunu da demiyor:

“Bir kavim diğerlerine örnek olsun diye kavimleri farklı yarattık.”

Şunu da demiyor:

“Tüm kültürleri ortadan kaldırıp tek bir kültür benimseyin.”

Aksine, farklılık ilahi düzenin bir parçası olarak sunulur.

İnsanlar hata sonucu farklı yaratılmamıştır. Farklı diller, gelenekler, düşünme biçimleri ve kültürel deneyimler insan hayatının doğal bir parçasıdır.

Din ve kültürün karıştırılması

Zamanla hemen her din benzer bir sorunla karşılaşır: dini ilkeler, içinde doğduğu toplumun kültürel özellikleriyle iç içe geçer.

Bunun sonucunda insan, Allah’a yaklaşmak için sadece dini kurallara uymanın yeterli olmadığını, aynı zamanda belirli bir dönemin yaşam tarzını, giyimini ve kültürel alışkanlıklarını da benimsemek gerektiğini düşünebilir.

Oysa Kur’an sürekli olarak dikkati daha temel ilkelere çeker.

İmandan bahseder.

Adaletten bahseder.

Dürüstlükten bahseder.

Merhametten bahseder.

Allah bilincinden bahseder.

Düşünmeden bahseder.

Bu ilkeler dinin özünü oluşturur ve her zaman, her toplum için geçerlidir.

Bunu doğru anlamak önemlidir. Bu, Peygamber dönemindeki Arap toplumunda var olan her uygulamanın sadece kültür olduğu ve dinle ilgisi olmadığı anlamına gelmez. Her konu ayrı değerlendirilmelidir. Ancak bir uygulamanın belirli bir kültürde bulunması, onun tüm zamanlar ve toplumlar için zorunlu olduğu sonucunu tek başına doğurmaz. Böyle bir sonuç için açık deliller gerekir.

İslam’ın evrenselliği

Kur’an dikkatle okunduğunda, insanları tek tip hale getirmeye çalışmadığı görülür. Milletler arasındaki farklılıkları ortadan kaldırmaz ve tek bir kültür dayatmaz.

Aksine, farklı toplumlar içinde var olabilecek bir temel çerçeve sunar.

İnsan Asya’da, Avrupa’da, Afrika’da veya Amerika’da yaşayabilir.

Herhangi bir dil konuşabilir.

Farklı kültürel geleneklere sahip olabilir.

Buna rağmen, Allah’ın tüm insanlar için zorunlu kıldığı ilkelere uyarak Müslüman olabilir.

Bu nedenle Kur’an sık sık şunu söyler:

“Ey insanlar…”

Çünkü mesajı tek bir millete veya tek bir döneme değil, tüm insanlığa yöneliktir.

Sonuç

Kur’an “Ey insanlar” dediğinde, İslam’ın doğası gereği evrensel bir mesaj olduğunu hatırlatır.

Allah farklı kavim ve kabileleri birinin diğerine ölçü olması için değil, insanların birbirini tanıması ve öğrenmesi için yaratmıştır.

Bu yüzden İslam’ı bir halkın kültürüne, bir dile ya da belirli bir tarihsel döneme indirgemek mümkün değildir.

Kur’an tüm insanlığa hitap eder, çünkü temel ilkeleri kökeni, kültürü ve doğum yeri ne olursa olsun tüm insanlar içindir.

Hakkımızda

Biz yeni bir mezhep arayan insanlar değiliz. Biz cevap arıyorduk.

Bu proje, Kur’an’ı sanki ilk kez okunuyormuş gibi okumaya bir denemedir.

Kur’an temel olarak

Kur’an ve akıl ile doğruluyoruz.

Mantık ve analiz

Anlamı akıl ile değerlendiriyoruz.

Dürüstlük

Dayatmıyoruz — araştırıyoruz.